22 Aralık 2011 Perşembe

Vicdan

Bir gün bir savaş çıktı ve Luigi adında bir genç gönüllü olarak savaşa gitmek istedi.
Herkes Luigi'yi kutladı. Luigi tüfek dağıtılan yere gitti ve "Şimdi gidip Alberto adında birini öldüreceğim," dedi.
Alberto denen adamın kim olduğunu sordular ona.
"Bir düşman," dedi, "benim bir düşmanım."
Ona istediği düşmanı değil de, belli nitelikteki düşmanları öldürmesi gerektiğini anlatmaya çalıştılar.
"Yoksa siz beni cahil mi sandınız?" dedi Luigi. "Sözünü ettiğim Alberto dediğiniz nitelikte ve dediğiniz ülkeden. Onlara savaş açtığınızı öğrenince ben de gideyim, böylece Alberto'yu da öldürürüm, diye düşündüm. Onun için geldim buraya. Alberto'yu iyi tanırım, dolandırıcının tekidir, bir kızın yanında beni küçük düşürdü. Eski bir mesele. İnanmıyorsanız, anlatayım olan biteni."
Gerek olmadığını söylediler.
"O zaman Alberto'nun nerede olduğunu söyleyin de çarpışmaya gideyim."
Bilmiyorlardı.
"Önemli değil," dedi Luigi, "sora sora er geç bulurum onu."
Öyle olmayacağını söylediler; nereye yollarlarsa orada savaşması ve Alberto mu değil mi diye bakmadan öldürmesi gerekiyordu, onlar hiçbir şey bilmiyordu.
"Gördünüz mü işte," diye diretiyordu Luigi, "size olanları anlatmam gerek, dolandırıcının tekidir o, savaşmakta haklısınız."
Ama kimse hikâyesini dinlemek istemiyordu.
Luigi bir türlü anlamıyordu. "Özür dilerim, ha birini öldürmüşüm ha öbürünü, sizin için ne fark eder. Alberto ile hiç ilgisi olmayan birini öldürmek istemem doğrusu."
İnsanların sabrı taşmıştı. Bazıları savaşın ne olduğunu, bir çok nedenini ve insanın gidip istediği düşmanı arayamayacağını anlattı ona.
Luigi omuz silkti. "Öyleyse ben yokum bu işte," dedi.
"Varsın ve kalacaksın!" diye bağırdılar.
"İleri marş, bir ki bir ki!" Ve Luigi'yi savaşa yolladılar.
Luigi memnun değildi. Düşmanları, acaba Alberto'yu ya da bir akrabasını öldürmek nasip olur mu diye öldürüyordu. Her öldürdüğü düşman için bir madalya veriyorlardı ona, ama o bundan memnun değildi. "Eğer Alberto'yu öldüremezsem o kadar insanı boşu boşuna öldürmüş olacağım," diye düşünüyor ve bundan dolayı vicdan azabı duyuyordu.
Bu arada kendisine her çeşit metalden madalya üzerine madalya vermeye devam ediyorlardı.
Luigi, "Bugün öldür yarın öldür derken düşmanlar azalacak ve elbet o dolandırıcı karşıma çıkacak," diye düşünüyordu.
Ama düşman o Alberto'yu bulamadan teslim oldu. O kadar insanı boşu boşuna öldürdüğü için pişmanlık duymaya başladı Luigi. Barış yapıldığı için büyün madalyalarını bir torbaya koyup düşmanlarının ülkesine gitti ve onları ölenlerin çocuklarına, eşlerine armağan etmeye başladı.
Derken karşısına Alberto çıktı.
"Varsın geç olsun," dedi ve onu öldürdü.
Bunun üzerine yakalandı, mahkemeye çıkarıldı ve asıldı. Mahkemede defalarca bunu vicdanını rahatlatmak için yaptığını söylediyse de onu dinleyen olmadı.

6 yorum:

  1. "Bir insanı öldürmek için haklı sebepler olabiliyorsa milletler arasında neden olmasın?" gibi bir çelişki barındırıyor bu hikaye.

    YanıtlaSil
  2. Hikayede bir insanı öldürmek için haklı sebepler üretilebileceğinden bahsetmiyor bence. Çelişki savaştaki "düşman" kavramında yatıyor.

    YanıtlaSil
  3. Luigi'nin Alberto'yu öldürmeye karar vermesine sebep olan şeyleri bir kenara bırakalım. İnsan öldürmek için tek meşru sebep nefsi müdafa olabilir. Peki milletlerin bu hakkı yok mudur? İnsanlar illa ki birisi kapısını tekmelediğinde bireysel olarak mı buna karşı çıkmalılar? Yoksa çıkmamalılar mı? Eğer çıkmalıları meşru ise, bu işi örgütlü ve daha efektif olarak -mesela binlerce kişinin hayatı tehlikeye girmeden önce- yapmalarının neresi yanlış? Bu olayı bireye indirgemek sağlıklı bir bakış açısı mı?

    YanıtlaSil
  4. Luigi'nin Alberto'yu öldürmeye karar vermesine sebep olan şeyleri bir kenara bırakmak zorundayız zaten çünkü sebeplerin arkasındaki hikaye anlatılmıyor. Her insana olduğu gibi Luigi de kendi sebeplerini haklı görüyor.

    Ayrıca hikayeyi çekebileceğin en aykırı yere çekmişsin. Tebrik ederim. Önemli olan burada öldürme eyleminin millet ya da bireysel olarak yapılması değil. Hikayenin sonuna iyi bak. Bir süre önce gayet meşru olan ve hatta yapıldığında madalyalar kazandıran öldürme eylemi, bir süre sonra "barış" geldiğinde, cezası yine ölüm olan bir suç halini alıyor. Dolayısıyla devlet sana öldürme hakkını veriyor, bu hakkı elinden alabiliyor ve öldürdüğün takdirde seni ölümle cezalandırma hakkını saklı tutuyor. Ayrıca savaş sırasında öldürseydi bir madalya daha alacağı Alberto'yu savaştan sonra öldüren Luigi'nin ölüm cezası alması da kayda değer ironi.

    YanıtlaSil
  5. Eğer devletin savaşı meşru bir müdafaa ise insanlara düşmanlarını öldürme yetkisi vermesi doğal, barış olduğunda bunu yasaklaması da öyle. Yazdıklarımın aykırı olduğunu sanmıyorum, zira Ms. Obvious, buradaki çok açık fakat fazlasıyla formel bir ironi; işaret ettiği bir nokta yok. Bu da ironi kavramının varoluş amacına ters bir durum. Onca dil döküşüm bu mevzuyu aydınlatmak amacıylaydı.

    YanıtlaSil
  6. Gerekli konuşma gerekli mecralarda yapıldı ve sanırım aynı noktada buluşabildik gibi. Gibi gibi...

    YanıtlaSil

Web Statistics