4 Haziran 2011 Cumartesi

"Başını bir gâyeye satmış kahraman gibi,
Etinle, kemiğinle, sokakların malısın!
Kurulup şiltesine bir tahtaravan gibi,
Sonsuz mesafelerin üstünden aşmalısın!

Fahişe yataklardan kaçtığın günden beri,
Erimiş ruhlarınız bir derdin potasında.
Senin gölgeni içmiş, onun gözbebekleri;
Onun taşı erimiş senin kafatasında.

İkinizin de ne eş ne arkadaşınız var;
Sükût gibi munzevî, çığlık gibi hürsünüz.
Dünyada taşınacak bir kuru başınız var;
Onu da hangi diyar olsa götürürsünüz.

Yağız atlı süvari, koştur, atını, koştur!
Sonunda kabre çıkar bu yolun kıvrımları.
Ne kaldırımlar kadar seni anlayan olur,
Ne senin anladığın kadar, kaldırımları..."

N.F.K. (1927)
Kaldırımlar II

Patetik

Sanırım hayatta bir bok olamamış (kariyer anlamında değil, gönülden inandıklarını iddia ettiklerine uygun yaşamayı bile başaramamak anlamında söylüyorum) adamlar bir araya geldiklerinde, dönüp dolaşıp geçmişte kendilerine hasta olan "karı"lardan bahsediyorlar. Çıkalım bu kafalardan baylar. Artık lisede değiliz.

Absynthe Minded - Heaven Knows

Web Statistics