17 Mayıs 2011 Salı

Az önce bir televizyon programının varlığından hayretler içinde kalarak haberdar oldum. Biri sunucu, biri jüri üyesi olan iki i.neye ek olarak biri öküz, biri manken iki kadın jüri üyesi daha bulunuyor. Kadrodan da anlaşılacağı üzere moda üzerine (zaten iki i.ne, bir öküz ve bir manken başka hangi amaçlarla bir araya gelebilir ki?), yarışmacıların podyumda kendi seçimleri olan kıyafetlerle yürüyerek jüriden tepkiler aldığı; çoğunlukla hakaret, yer yer övgülerle dolu bir program. Ancak bir kadın vardı...

Bir kadın vardı. Kilolu bir kadındı. Kırmızı bol bir bluz altına siyah bir tayt giymişti. Kendi bakış açım ve inançlarım doğrultusunda yolda görsem önce bir süzüp sonra gülüp geçeceğim biriydi. Bu türlerini öptüğüm jüri tayfası kadına
"Sen şişmansın, senin böyle giyinmeye hakkın yok."
"Sen kaç kilosun?"
"Sen özenti misin? Hande Yener falan giyse bunu tamam da, sen onlara özendiğin için giymişsin belli."
"Kusura bakma ama bu kıyafeti giymek istiyorsan zayıf olmalısın."
"70 milyonun karşısına bu kıyafetle çıkmaya senin hakkın yok."
şeklinde tepkiler verdi. Başta "bunların" tepki verebiliyor olmalarına dâhi şaşırmıştım ancak daha sonraları sahip oldukları kıçı kırık otoriteye dayanarak insanları aşağılamaları ve bu durumdan zevk almaları sinirlerimi tepeme çıkardı. Kadın kendini tutmak için çok çalıştı ve "bunların" karşısında ağlamamayı başardı. Podyumdan dönüp kulise geçince kendini tutamadı tabii ki. Bir yandan da "Yani ağır laflar ettiler ama onların görüşü, saygı duymak zorundayım" gibi bir şeyler söyledi. Özgüven tankeri bile olsaydı o podyumda duran, o laflar altında patlak verirdi illa. Kadına inanılmaz bir merhamet duydum. Bu merhameti 'başkasının yerine utanma' duygusu takip etti. Utanma ise kendini zevke bıraktı ve resmen hoşuma gitti kadının böyle şeyler duyup ağlaması. Sen kendini para için üç kuruşluk insanların karşısında sergilenebilecek, eleştirilebilecek, hakaret edilebilecek bir obje haline koyar ve üstüne saygı maygı bir şeyler gevelersen sana söylenen her lafı köküne kadar hak etmişsin demektir.

Şu an içinde bulunduğum ruh halini düşününce, anlıyorum ki gerçekten de televizyon ancak ve ancak ampul patladığında sesini kısıp ışığından yararlanıldığı ya da raf olarak kullanıldığı zamanlarda anlamlıdır.

2 yorum:

  1. kelimelerinin sıralanışında 3H var.Huzur,Heyecan,Hakikat..bir H de benden.Harikasın.

    YanıtlaSil

Web Statistics