5 Şubat 2011 Cumartesi

Dizi Tavsiyesi: inTREATMENT

Zamanı en kolay öldürmenin yollarından biri de dizi izlemek olsa gerek. Ne yalan söyleyeyim, bir zamanlar dizi izlemiyor olmakla övünüyordum. Hatta Lost'u bile izlememiştim (Evet, o güruhtan biri de benim!). Her neyse. Artık izliyorum. Kitap okumalarımı sekteye uğratacak kadar izliyorum hem de. Bir yandan da "Olsun, en azından bir şeyler öğrenebiliyorum" diyebileceğim diziler izlemeye özen gösteriyorum ama bunun kabul edilir bir tarafı yok. O yüzden 'Ben yandım, siz de yanın ulan!' misali, hiç yapmadığım bir şey yapıp In Treatment isimli diziyi hepinize tavsiye ediyorum.


Dizi hakkında ufak bilgiler de versem sanırım daha inandırıcı olurum dizinin izlenebilirliği konusunda:  
Dizinin başrol oyuncusu, The Usual Suspects'ten (Olağan Şüpheliler) Dean Keaton olarak hatırlayacağımız, Gabriel Byrne, burada da Dr. Paul Weston'u canlandırıyor. Dizinin tüm oyuncuları gayet iyi oynuyor denebilir. Bulunmaları gereken ruh hallerini gayet iyi yansıtıyorlar. Özellikle dizide Sophie olarak göreceğimiz Mia Wasikowska adlı hanım kızımızın yıldızının bu diziden sonra parladığını söyleyebilirim.

Gelelim konuya... Terzinin kendi söküğünü dikememesi temalı bir dizi aslında. Bir psikoterapistin hastalarıyla yaşadığı deneyimler ve kendi hayatının rayından çıkması üzerine bir başka psikoterapiste gitmesini konu ediniyor. Ben henüz birinci sezonda olduğum için, normalde üç sezon olan bu dizinin sonrası ile ilgili hiçbir fikrim yok. Ancak geldiğim yere kadarına dayanarak yorum yapacak olursam, izlediğim en iyi dizilerden biri olduğunu söyleyebilirim.

Birkaç ek bilgi daha vermekte fayda görüyorum:
Dram türünde bir dizi.
1. Sezonunda 43, 2. Sezonunda 35, 3. sezonunda 43 bölüm var. Her bölüm yaklaşık 20 dakikalık. (Dolayısıyla yemek aralarınızda çerez niyetine de atabilirsiniz.)
Ayrıca Golden Globe da dahil olmak üzere, pek çok ödüle ve ödül adaylığına sahip.

Vakit, bir bölüm "in Treatment" daha izleyip, hüzünlü rüyalara dalma vakti olduğundan, tavsiyemi kaale alanlara iyi seyirler dileyip, renkli rüya tozu oluyorum.

Dip Not: Bu diziye başlamama vesile olan (artık günah mıdır sevap mıdır ben bilmem) Gökhan'a "Burada adının geçtiğini görünce neler hissettin? Anlat bana, Gökhan." diye sormasaydım, vallahi kendimi berbat hissederdim.

2 yorum:

  1. Adımın geçmesiyle ilgili hissettiğim şey şu: =)

    Beğendiğine sevindim.

    YanıtlaSil
  2. Ben biraz daha terapi havasında bir cevap beklemiştim. Çocukluğuna inemeden kurtardın yakayı. Hadi gene iyisin :)

    YanıtlaSil

Web Statistics