15 Ocak 2011 Cumartesi

Kayıtsız Samimiyet?

Ne zamandır güne, hiçbir somut sebebim olmamasına rağmen, lanet okuyarak başlıyordum. Dün sabah böyle olmadı. Yataktan kalkarken ne zamandır az uyuyor olmanın getirisi/götürüsü olsa gerek kendimle, ailemle, çevremdekilerle ve cemiyetle ilgili düşüncelerimi yastığın üzerinde unutmuştum. En geç akşam altıya kadar yapmam gereken bir proje teslimi vardı. Salaklık derecesinde garantici biriyimdir. Saat 6'da eksiksiz bir teslim yapacağıma, 12'de eksik teslim etmeyi tercih ederim. Ama bu sefer pek eksiğim de yoktu. Erkenden götürdüm projeyi teslim ettim. Üzerimden bir miktar yük kalkar da rahatlarım diye düşünmüştüm ama öyle olmadı. Az önce teslim ettiğim proje, geçtiğimiz dört sene içerisinde teslim ettiğim diğer projelerle birlik olmuş, tüm süreçlerini de beraberinde alıp omzuma çullanmıştı. Bu da haliyle sırt ağrısı yapıyordu. Belimi tuta tuta yürürken arkadaşlara rastladım, oturduk muhabbet falan ettik. Gayet güzeldi. Ne zamandır bu kadar çok ve boş konuşmamıştım birileriyle. Boş kavgalar etmiştim, boş tartışmalar yapmıştım, sinirlerimi boş konular için bozmuştum ama ne zamandır boş konuşup eğlenmiyordum. İyi geldi. Bir süre sonra sıkıldım tabii. Eve gitmeye karar verdim. Eve giderken acıktığımı fark edip bir lokantaya girdim. 45-50 yaşlarında, tavırlarından lokantanın sahibi olduğu anlaşılan bir adam, dünyanın en sevecen tavrıyla "Hoş geldin güzel kızım. Ne verelim canım evladım sana? Peki tatlı kızım. Geç canımın içi, gel şöyle otur." diyerek beni bir yere oturttu. Neye uğradığımı şaşırdım. Orada çaktırmadım ama gözlerim doldu. Normalde kızarım böyle mevzulara ama bu adam gerçekten içtendi. Sarılmak istemiştim adama. Bir yandan gözlerimdeki ıslaklığı silerken diğer yandan gülüyordum. Sanki yan komşumuzu bile tanımadığımız, yolda birbirimizi kayıtsız farkındalıklar içinde süzdüğümüz ve sırf birbirimizi tanımadığımız için yüz kaslarımızı oynatmaya üşendiğimiz bu cemiyetin içindeki en güzel yeri kapmıştım. Hatta bir an için her insanı teker teker tanıdığımı düşündüm. Derken kapı açıldı, 40 yaşlarında bir kadın içeri girdi.

"Hoş geldin canım kızım..."

Bir süre boş boş durdum. Sonra yemek geldi. Sonra hatırlamadığım başka şeyler düşündüm. Bir şeyler yemeye çalıştım, olmadı. Yemeyi başaramadığım yemeğin parasını ödeyip lokantadan ayrıldım. Eve gittim.
Ne zamandır geceleri yatmadan sahip olduğum her zerre için şükrediyordum. Dün gece böyle olmadı. Sanırım unuttum.

1 yorum:

  1. Allah'ım... Size yazı yazdırmak için ne yapmak gerek bilmiyorum, bilmiyorum...

    YanıtlaSil

Web Statistics