24 Haziran 2010 Perşembe

Die Fälscher - Kalpazanlar


İtiraf etmem gerekirse, yazacak bir şey bulamıyorum. Bu yaz ile ilgili hayallerim vardı. Çok okuyup çok çalışıp entelektüel bir yazar olacak, kırmızı çerçeveli gözlüklerimi takıp Pelin Batu'ya meydan okuyacaktım. Heyhat! Bırakın yazı yazmayı, üç sayfa kitap bile okuyamıyorum. İster sandalyede, ister koltukta, ister yatakta, ister uzanmış olarak, ister oturarak okuyayım; hiç fark etmeksizin uykum geliyor. Hal böyle olunca ben de geçenlerde "Yazar olamıyorsam, yönetmen olurum. O da olmazsa senarist olurum. Daha da zorlarsam çok karizmatik bir oyuncu olurum." diye düşünmeye başladım. Aradım arkadaşları, dedim "Proje var gençler, toplanıyoruz." Gerçekleştirilmeyen projeler insanı olduğumdan, başta inanamadılar tabii. Arkadaşın arkadaşı, arkadaşın arkadaşının arkadaşı derken inanılmaz bir ekip toplamayı başardık. Zulada duran öykülerden faydalanarak hemen güzel bir senaryo çıkarttım. Birkaç kişi senaryoyu düzeltti. Oyuncuları da kolayca toparladık MSGSÜ'den arkadaşlar sağolsun. Mekandı, setti, ışıktı, yönetmen koltuğuydu, şuydu, buydu derken her şeyi ayarladık. Ben koltuğuma oturdum. "Motoooor!" dedim. Ve uyandım. Bu, rüyada aşık olmak gibi bir deneyimdi. Hissettiğiniz o duygunun gerçek olmadığını içine uyandığınız bir cehennem sayesinde anlamanız gibi bir şeydi. Moralimi bozmadım. "Motoooor!" dedim bir kez daha. Gittim yüzümü falan yıkadım. "Madem benden bir bok olmuyor, ben de film izlerim." dedim. Hakkında 80. Oscar Ödül Töreni'nde en iyi yabancı film ödülünü aldığından ve "yine" yahudi soykırımı üzerine oluşundan başka pek bir şey bilmediğim Die Fälscher'ı izlemeye karar verdim.

Orjinal adı: Die Fälscher
İngilizce adı: The Counterfeiters
Türkçe adı: Kalpazanlar

Dediğim gibi film "yine" yahudi soykırımı üzerine. ("Yine" diyorum çünkü hiç de az ekmek yenmedi bu olay üzerinden.) Filmin yönetmeni ve senaristi olan Stefan Ruzowitzky senaryoyu, filmde asi duruşu ve bebek yüzlü suratıyla tanıyacağınız Adolf Burger'in anılarını yazdığı, 1983 yılında basılan The Commando of Counterfeiters isimli kitaptan yararlanarak yazmış.

Film Sachsenhausen Toplama Kampı'ndaki yahudilerden bahsediyor. Ancak ele alınan yahudiler, diğer filmlerden izlemeye alışık olduğumuz şartlardan çok daha iyi şartlarda hayatlarını sürdürüyorlar çünkü onlar, dünyanın gelmiş geçmiş en büyük kalpazanlık aktivitesinin aktörleri konumundalar.

Filmle ilgili çok fazla açık vermek istemiyorum ancak yine de Sally'nin, yani gerçek adıyla Karl Markovics'in oyunculuğunun takdir edilesi; Holst tarafından suratına işenen Sally'nin ilerleyen zamanlarda Herzog'u altına işettiği, Sally'nin Kolya'ya yemek yedirdiği, iyi durumdakiler ve kötü durumdakilerin aynı odada vakit geçirdiği sahnelerin de dikkate değer olduğunu söylemeden edemeyeceğim.

Ayrıca belki ilginizi çeker diye düşündüğüm eski bir yazı.
Ve bir diğer yazı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Web Statistics