4 Nisan 2010 Pazar

Şikemperver

Felakete uğrayan insanlar için 3 rakamı felaket öncesinde pek bir şey ifade etmiyor olsa da hayata veda ettikleri ya da hayata çeşitli ruhsal-fiziksel yaralarla devam ettikleri andan itibaren çok önemli bir hale gelir. 3, onlara vurulan darbelerin ve yutuluşlarının nicel ifadesidir.

İlk olarak felaketin kendisi yutar onları. Sonra ağızbirliğiyle senaristler ve yönetmenler. En son da duyarlı sinema severler. En son kısım aynı zamanda en üzücü, en derin, en pis, en iğrenç kısımdır çünkü sırf film çıkışında "Ben ağlamadım lan!" diyebilmek için akıtılmayan gözyaşlarının boğaz civarındaki yan etkisi olduğu zannedilen acı, aslında en fazla birkaç saat sonra lezzetli bir sinema sonrası yemeği ile birlikte sindirilecek ve akabinde vücuttan dışarı atılacak olan, felakete uğramışların ruhlarıdır.

Felakete uğramışların binlerce kere yaşamayı ya da ölmeyi diledikleri o anlar, sayısal olarak iyi ihtimalle birkaç yüz bin insanın patlamış mısırlarının yanına çerez; araştırma yapmayı ve kitap okumayı sevmeyen, "Bu konu hakkında bir kitaba beş günümü vereceğime, bir filme iki saatimi vermem daha zekice." diyerek paradokslara sürüklenen gençliğe iki saatlik oyalantı; gözyaşları sel olan Pelin'in, Ahmet'in omzunda bulduğu sıcak bir teselli olsun ve başarılı olduğu oranda da yaratıcılarının cebine para soksun diye üretilen bir palavraya dönüşüyor.

Gözyaşlarına neden olacak şekilde biten bir felaket filminin yarım saat sonra akıldan çıkıyor olması ve dünya üzerinde öyle bir olay hiç yaşanmamış, aslında film sadece yaratıcı ama biraz da canice bir senaryodan ibaretmiş gibi bir hisse kapılınması, tahmin ediyorum ki sadece şahsıma münhasır bir durum değil.
İşte tam da bu yüzden, bazen bu tip filmlerin hiç çekilmediği, olanların gerçekliğini yitirmediği, P.S. I Love You ve The Boy in the Striped Pyjamas'ın midelerde aynı sürede hazmedilmediği, Rachel Corrie gibi aktivistlerin saymakla bitmediği bir dünya hayal ediyorum. (2010 Miss Universe'e katılıyor olsaydım, Rachel Corrielerin aktivist olmasına gerek bile kalmayan, podyumda birlikte yürüyebildiğimiz bir dünya hayal ediyor olurduğumu söylerdim.)

Ve ardından bir uyarlama savaş filmi daha açıp bu hayalimle birlikte, sizi bu konudaki samimiyetimle ilgili düşüncelerinizi sorgulamaya bırakıyorum.

1 yorum:

  1. biraz kaba bir tabir olabilir ama sen de bilirsin ki alışmamış götte don durmaz derler dude. bi de insanlar artık düşünmek karşılığında para isteme noktasına geldiler gibi.

    zor işler bunlar.

    YanıtlaSil

Web Statistics