17 Şubat 2010 Çarşamba

Yokluk da bir varolma biçimidir

Çok sevdiğiniz birinin size armağan ettiği, hep istediğiniz o mükemmel 'biblo'yu odanızın en güzel köşesine koyarsınız. Bir süre için, önünden her geçişinizde gözünüz onun durduğu yere takılır ve yüzünüze bir gülümseme yerleşir; oraya ne kadar da yakıştı! Ancak zaman akar, zaman gider ve onun orada var olma fikrine o kadar alışırsınız ki orada durması artık size herhangi bir anlam ifade etmez olur. Fakat birgün odanıza girdiğinizde zihninizin alışmış olduğu manzarada ufak bir değişiklik olduğunu fark edersiniz. Başta ne olduğunu anlamasanız da çözmeniz uzun sürmez. Biblo yerinde değildir. Biblo yoktur. Ama aslında yok olduğu andan itibaren, her şeyiyle vardır; yok oluş, varoluşu beraberinde sürükler.

Onun size ifade ettiklerini, odanıza kattığı anlamı, bütünlüğü ve en önemlisi onun zihninizde oluşturduğu ve alışmışlığınızdan ötürü bir zaman sonra farkına varamamaya başladığınız manzarayı yok oluşla birlikte fark etmeye başlarsınız. Yokluğu aklınızdan çıkmamaya başlar.

Belki misafirinizin çocuğu gizlice oynamaya çalışırken kırmış, anneniz de siz henüz eve gelmeden kırık parçaları toplayıp çöpe atmıştır. Kim bilir... Onun nasıl yok olduğunun bir önemi yoktur. Önemli olan yok oluşunun size onu tüm varlığıyla hatırlama fırsatını vermesidir.
Ona sahip olma hissini bir kez hatırladığınızda, bir daha aynı hataya düşmeyeceğinize dair yeminler edersiniz. Bunların da önemi yoktur çünkü aynı hataya düşeceğinize emin olabilirsiniz. Ancak bibloyu kendi ellerinizle kırdığınız zaman yaşadıklarınız sizi aynı hataya düşürmeyecek kadar tesirli olabilir.

1 yorum:

  1. lakin bahsettiğin tamamen bir kısır döngüden ibarettir. zamanla o yokluğunda birşey ifade etmeyeceğini görebilirsin yani. ama evet belirli bir süre için her iki durum da yerinde bir farkındalık yaratır. iyidir yani.

    YanıtlaSil

Web Statistics