18 Ocak 2010 Pazartesi

Merhaba dünyalı! Ben dostum.

Eski "dost"uma... Zamanı geldiğinde kahkahalar atarak okumamız dileğiyle...(Dramatize etmenin hastasıyımdır.)

Samimiyetsizlik ve içtenlik arasındaki o ince çizgide taklalar atabilmeyi hiç öğrenmeyelim isterdim; oysa her ikimiz de değme cambazlara taş çıkardık. Ben uzmanlığımı merhaba kelimesi üzerine yaptım. Ben,

- Merhaba dediğim kişinin gözlerinin içine bakmamaya,
- Sesli harfleri adeta yutup, sohbet programlarındaki gibi mrb diyerek kelimeyi söyleme süresini mümkün olduğunca kısmaya,
- Yanından geçip giderken söylemeye,  bir an için bile olsa durmaya tenezzül etmemeye,
- Söylerken ses tonuma buz tutmaya,
- Suratıma "Merhaba dediğime bakma, bu konuşmanın devamı gelmeyecek." ifadesi takınmaya
- İçerisinde herhangi bir merhamet tonu barındırmamaya, belki yer yer korku barındırmaya

mazhar oldum. Ya sen?

Bu arada, merhabanın bir diğer anlamının da "korkma, benden sana zarar gelmez" olduğunu biliyor muydun? Ben de bugün öğrendim.

Hayırlara vesile olsun!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Web Statistics