9 Ocak 2010 Cumartesi

Masadaki ters duran kibrit çöpü olmak ya da olmamak...

Sessizliğin huzur verdiği anlar vardır. Her şey o kadar bütünleşir ki o anla, sözcükler utançlarından anlamların yanında duramazlar; kopup giderler. İşte o anlardan biriydi kız için. Konuşmak istemiyordu, karşısında oturan adamın da ağzını açıp tek kelime etmemesini diliyordu çünkü ağızlarından çıkacak sözlerin o anın hakkını veremeyeceğinden emindi. Ama adam konuştu.
"Ben," dedi bir süredir oynamakta olduğu kibrit çöplerini göstererek, "işte bu kibrit çöplerinden, ters olanıyım."
Kız önce masada duran kibrit çöplerine, sonra da adamın gözlerinin ötesine baktı. Söyleyecek bir şeyi yoktu; sustu. Hep mütevazı olunması gerektiğine inanrıdmıştı kendini. Ama şimdi cüretkâr adamın biri karşısına geçmiş, sürüden farklı olduğunu söylüyordu. Bu cesareti buluyordu kendinde. Kız biliyordu, sürüden gerçekten farklı olan insanın sürüden farklı olduğunu söylemeye gerek duymayacağını. Sorulduğunda bile.

Sessizliğin huzuru altüst ettiği anlar vardır. Her şey o kadar yabancılaşır ki o ana, sözcükler yüklenebilecekleri tüm anlamları yüklenirler; yeter ki o kahredici sessizliği bozabilsinler. Adam için o anlardan biriydi. Bildiği tüm kelimeleri, üstlendikleri tüm anlamlarla kullanmak istiyordu. Yeter ki bir fare gibi huzurunu ve kulaklarını kemiren şu sessizliği yok edebilsin. Ama şimdi de kelimeler o kadar çok anlam yüklenmişlerdi ki, kafası karışıyordu. Ne diyeceğini bilemiyordu. Ne olduğunu anlamadan sözcükler çıktı ağzından. Bir soru.

"Peki ya sen?"  Kız, sürüden ayrı olabilmek için her şeyini verebilirdi. Gerçek anlamıyla her şeyini verebilirdi. Diyojen'in geldiği noktaya zihinsel olarak da gelebileceğini bilseydi eğer... Ama her şeyini vermek onu zihinsel olarak üst seviyeye taşıyacak olan şey değildi. Zihinsel olarak üst seviyeye çıkmak, ona her şeyinden vazgeçebilecek cesareti verecek olan şeydi. Ménalque olabilirdi o da pek âlâ ama önce hiçbir şeyin sahipliğine ihtiyaç duymayan bir zihne sahip olmalıydı; tüm çabası bunun içindi; bu yüzden katlanıyordu bilmenin verdiği acılara.

Sözcükler... Hiç istemeyerek kullandı onları. Bir kibirt çöpü aldı eline. "Ben," dedi kibrit çöpünü dik bir şekilde masaya koyarak, "burada dik duran bu kibrit çöpüyüm. Bir sarsıntı beni düşürebilir. Düşmek istediğim tarafı biliyorum ama ne tarafa düşeceğimi bilmiyorum." Adam kibrit çöpüne üfledi, onun da kendini özdeşleştirdiği kibrit çöpü gibi duracak şekilde düşmesini sağladı ve gururla "Ben sana yardım edebilirim." dedi. Kız ayağa kalktı. Adam kızın suratından düşüncelerini okumaya çalışıyordu ama yapamıyordu çünkü kızın suratında herhangi bir ifade kırıntısı dâhi yoktu. "Sen kimsin ki!" dedi kız. Bunu söylerkenki ses tonu ne öfkeliydi ne de sakin. Sesi de yüzü kadar ifadesizdi. Arkasını dönüp yürüdü. Adam bir süre daha oturmaya devam etti.

Sessizlik kimilerine huzur verir, kimilerinin huzurunu bozar. Garip.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Web Statistics