28 Kasım 2009 Cumartesi

Tabula Rasa

Geçenlerde okulun koridorunda ben ve iki arkadaşım duruyoruz. Arkadaşlardan biri sevgilisinden ayrılmış; ağlıyor. Biz de onu teselli etmeye çalışıyoruz falan. Bir süre sonra kürsüden Ali Düzgün çıktı, yanımıza geldi. Ağlayan arkadaşın suratına bakarak "Hayırdır kızım, neyin var? Ailevi problemler mi?" diye sordu. "Yok hocam, sevgili mevzuları..." diye yanıt verdi arkadaş burnunu çeke çeke.
Ali Düzgün bir süre hepimizin yüzünü teker teker süzdükten sonra tekrar ağlayan arkadaşa dönüp, "Üzülme kızım. Ama şunu bil, erkekler alır alır alır, hiçbir şey vermez, sonra da çeker gider."

"İşte!" dedim "Deneyim böyle bir şey olmalı."

1 yorum:

  1. küçük iskender'in bir umumi hela benzetmesi vardı. ilk okuduğumda hiç önemsememiştim. böyle ağdalı cümleleri sevmesem de pek, sonraları hep aklıma gelir oldu.

    "bir şişenin içine konulup atılan mesajlara benziyoruz kimin eline geçeceğimiz belli değil, boktan bir durum; bir tür umumi helayız hayatımıza erkekler giriyor, kadınlar giriyor içimize sıçıp gidiyorlar, hatıralarımız yüzünden pis kokuyoruz."

    YanıtlaSil

Web Statistics