7 Kasım 2009 Cumartesi

Emil Michel Cioran’dan Seçmeler

Çürümenin Kitabı’nı okuyalı yaklaşık iki sene oluyor. İlk okuduğum zaman oldukça etkilendiğimi hatırlıyorum; hatta bir iki cümlesini not defterime yazmıştım ki bir şekilde gözüme çarpma olanağı olsun. Ancak uzun süre etkisinde kalmadım Cioran’ın. Çünkü bir yazarın etkisinde uzun süre kalabilmem için, hatta o yazarı iyice kendimden bellemem için, Schopenhauer’da olduğu gibi onun neredeyse tüm eserlerini okumam ve felsefesini iyice özümsemem gerekir. Cioran’da böyle olmamasının nedeni, o zamanlar Metis tarafından çıkarılan diğer kitaplarının baskısılarının tükenmiş olması. Az önce Çürümenin Kitabı’nı yeniden elime alma arzusu duydum. Bunun nedeni geçen gün yazdığım ‘Yetki ve Ünvan’ başlıklı yazıda yaptığım Cioran alıntısından sonra (not defterime yazdığım cümlelerden biridir) kitabın aklıma yeniden düşmesi. Kitapta o zamanlar altını çizmiş olduğum yerlere göz gezdirince düşünüyorum da, ya ben zamana karşı koyamadan değiştim ya da ilk okuduğumda kafam başka şeylerle dolu olduğu için okuduklarım üzerinde yeterince düşünmedim.


İşte, iki sene önce kitabı ilk okuduğum zaman altını çizmiş olduğum yerlerden bazıları:
“Kendimizinki hariç her acı, bize meşru ya da gülünçlük derecesinde anlaşılır görünür; böyle olmasa, duygularımızın değişkenliği içinde tek sabit şey matem olurdu. Fakat yalnızca kendimizin matemini tutarız. Eğer etrafımızda sürünen sonsuz sayıdaki can çekişmeyi, birer gizli ölüm olan bütün hayatları sevip anlayabilseydik, acı çeken varlık sayısında kalp gerekirdi bize. Ve geçmiş üzüntülerimizin tamamını mevcudunda bulunduran, mucizevî bir şekilde güncel bir hafızamız olsaydı, böyle bir yükün altında çökerdik. Hayat, ancak muhayyilemizin ve hafızamızın zayıflığıyla mümkündür.”
Bu pasajı az önce tekrar okuduğumda çok şaşırdığımı itiraf etmeliyim. Zira dün ‘Unutuyorum, çünkü her gün hatırlıyorum.’ başlıklı yazıyı yazarken bu satırların hiçbirinden haberdar değildim çünkü yaklaşık bir buçuk sene önce falan aklımdan çıkmışlardı. Ya bilinç altımda kendilerine yer etmiş bu satırlar ben farkına varmadan ya da ben onları gerçekten unuttum ve hayat bir şekilde Cioran’la beni az da olsa benzer yollardan geçirip bu varsayıma ulaşmamı sağladı. Bilemiyorum. Her durumda da üstâd benden önce söylenilmesi gerekeni söylemiş. Devam edelim…
“Kendi hükmünü mutlak olarak elinde bulundurmak ve bunu kullanmamak… Bundan daha esrarengiz bir yetenek var mıdır? İntiharın mümkün olduğu tesellisi, soluksuz kaldığımız o mekânı sonsuz bir alana çevirir. Kendimizi yok etme fikri, buna ulaşma yollarının çokluğu, kolaylığı ve yakınlığı sevindirir ve ürkütür bizi; zira kendimiz hakkında geri dömnüşsüz bir şekilde karar verdiğimiz o hareketten daha basit ve daha korkunç bir şey yoktur. Tek bir anda bütün anları ortadan kaldırırız; bunu Tanrı bile yapamazdı. Fakat palavracı iblisler olduğumuzdan sonumuzu erteleriz: Özgürlük gösterişinden, kibrimizin oyunundan nasıl vazgeçebilirdik ki?..”
Bununla bağıntılı olarak
“Hayat, kendisini yadsıyan kuvvetler olmasa dayanılmaz olurdu. Muhtemel bir çıkış, bir kaçış fikri bulunur elimizde; kendimizi kolaylıkla yok edebilir ve sayıklamanın doruğunda bu evreni balgam gibi tükürebiliriz.
…Ya da dua eder ve başka sabahları bekleriz.”
Oldukça etkilendiğim başka bir tane daha:
Bütün sevinçlerinin bedelini ödeyen, bütün zevklerinin kefaretini çeken, bütün unuttuklarının hesabını vermek zorunda olan kimseler vardır: Tek bir mutluluk ânı için bile borçlu kalmayacaklardır. Bir haz titreyişi binbir buruklukla taçlanıvermiştir onlar için; samki, kabul gören yumuşaklıklara onların hiç hakkı yokmuş gibi; sanki feragatleri, dünyanın hayvanî dengesini tehlikeye sokuyormuş gibi… Bir manzaranın ortasında mutlu mu oldular? Elikulağında kederler içinde buna pişman olacaklardır. Tasarılarının ve düşlerinin içinde kibir mi duygular? Aşırı pozitif ıstıraplarla hizaya getirilerek, sanki bir ütopyadan uyanır gibi, çabucak kendilerine geleceklerdir.”
Sanırım bundan bu kadar etkilenmemin nedeni, içerisinde az çok kendimi görmüş olmam. Hakan hep söyler: kişi metinde kendini bulduğu ölçüde, o yazarı başarılı bulur ve bu da aslında kibirdir. Ne yapayım, henüz kibirimden sıyrılamadım.
“Cani, özgürlüğünü sınırsız bir şekilde kullanır ve gücünün fikrine karşı koyamaz. Başkalarının hayatına son verme konusunda, o da her birimizle aynı düzeydedir. Eğer düşüncede öldürdüklerimiz hakikaten yok olsalardı, yeryüzünde kimse kalmazdı.”
*** 
Hakiki bilgi, karanlıklar içinde uykusuz beklemekten ibarettir. Bizi hayvanlardan ve hemcislerimizden ayırt eden sadece bu uykusuz gecelerimizin toplamıdır. Hangi zengin ya da tuhaf fikir, bir uykucunun ürünü olmuştur? Uykunuz iyi mi? Rüyalarınız külfetsiz mi? Anonim güruhu kalabalıklaştırırsınız. Gündüz, düşüncelere düşmandır; güneş karartır onları; ancak gecenin ortasında açılırlar.
*** 
“Giysi bizimle hiçlik arasına girer. Vücudunuza bir aynada bakın: Ölümlü olduğunuzu anlayacaksınız. Parmaklarınızı kaburga kemiklerinizin üzerinde bir mandoline dokunur gibi gezdirin: Mezara ne kadar yakın olduğunuzu göreceksiniz. Giyimli olduğumuz içindir ki ölümsüzlükle böbürleniriz: Bir kravat takıldığında nasıl ölünebilir? Giyinip süslenen ceset kendini iyi tanımamaktadr ve ebediyeti hayal ederek bunun yanılsamasını sahiplenmektedir. Et iskeleti örter, giysi eti örter: Tabiatın ve insanın ince kaçamakları, içgüdüsel ve itibarî aldatmacalar: Bir beyefendi çamurdan ve tozdan yoğrulmuş olamazdı… İtibar, saygıdeğerlik, kibarlık – çaresizlik karşısında bir sürü kaçış yolu. Bir şapka taktığınızda, ana karnında günler geçirdiğiniz ya da solucanların yağlarınızı tıka basa yiyecekleri kimin aklına gelir?”
Hayırlara vesile olsun…

7 yorum:

  1. Cioran'ı 'Ezeli Mağlup' kitabı ile çok geç tanıyanlardanım. Şüphesiz dillendiremediklerime
    tercüman oldu.

    Acaba Cioran sevdiyseniz bu yazarıda seveceksiniz diyebileceğiniz önerileriniz var mı? Teşekkürler

    YanıtlaSil
  2. Ben Cioran'a benzeyen biriyle tanışmadım. Direkt alakalı olmasa da Arthur Schopenhauer'a bir bakın derim.

    YanıtlaSil
  3. Hasta olmalı bu adam, ne zaman okusam bana da bulaşıyor..

    YanıtlaSil
  4. Albert Caraco'yu öneririm. Kaosun Kutsal Kitabı diye bir eseri var. Feci..

    YanıtlaSil

Web Statistics